Ailemizin değerli büyüğü, medar-ı iftiharımız, Babam HAYDAR ŞERAN’a özel Mektup  Tarih:19.07.2017 Günlerden Çarşamba Saat 14.24 Yakıcı güneş, oldukça sıcak bir hava ve rüzgarsız bir gün.Diyarbakır’da Mardin kapı mezarlığındayım.Acı dolu gözlerle çevreme bakıyorum. Daha önce bir çok defalar bu mezarlığa gelmiş, yakınlarımın, arkadaşlarımın ve dostlarımın acılarına ortak olmaya çalışmıştım.Ancak bu defa durum farklıydı. Ailemizin değerli büyüğü, gurur kaynağımız babamızı son yolculuğuna uğurlamaya gelmiştim.

 

Annem, ağabeylerim, ablalarıma baktım. Onların da benden farkları yoktu. Bir zaman tüneline girmiş gibiydik sanki.Babamla beraber geçirdiğimiz o mutlu yıllar, bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.Ve sonra sordum kendime: Neden buradayım?’ diye.Yalnızlığı sevdiğim bir gerçekti. Sık sık insanlardan uzaklaşıp, yalnız kalmayı, kendimle baş başa kalmayı seviyordum. Her bahar aylarında yeşeren ağaçlar gibi, küllerimden doğduğum çok olmuştu.Ama bu defa durum farklıydı. Mezarlığa gelişim, sadece yalnız kalma, kendimi dinleme ihtiyacımdan dolayı değildi maalesef.

 

Acılar içinde babamı toprağa verdik. 

 

Tarih 21.07.2017 Saat 14.30.Beni öpen, koklayan ve ‘oğlum’ diyerek kucaklayan, sarıp sarmalayan babamın gömüldüğü tarih ve saati ömrüm boyunca unutamayacağım.Toprak kazılmıştı. Toprağın bağrında bir babaya, bir evladın ise babalı dünyasına yer açılmıştı. Bir çukur, bir baba, bir oğul ve baba ile oğul arasına atılan kürek kürek kara toprak.Kürek tutan ellere bakıyordum. Babamı kara toprak ile örten yüzlere bakıyordum. Donuk yüzler, ağlamak isteyen ama acısından ağlayamayan donuk gözler ve ne yaptıklarından habersiz eller.Artık ‘babam’ diyeceğim, sarılıp elini öpeceğim, nazlı nazlı isteklerde bulunacağım babam, babacığım ahrete intikal ediyordu.‘Neden ve niçin’ ile başlayan sorularıma, Ulu cami baş imamı Mehmet Emin Mülayim hocamız gayet açık bir şekilde cevap vermişti:‘Allah’ın emridir, her doğan, bir gün ölecek ve kıyamet günü diriltilerek hesap verecek’.

 

Nitekim, kainatın tek sahibi yüce Rabbim, Kur’an-ı Hakim’de öyle buyuruyor: ‘Her canlı ölümü tadacaktır. Sonra Biz’e döndürüleceksiniz’.İşte o günden sonra, babamı örten kara toprak bana yabancı ve benden uzak olmadı.Toprağın üstüne bastığım, toprağın altında gezindiğim günler, ölümü yakinen düşündüğüm günlerdi. Ve tabi mezarlıklar!..Bana yaşama fırsatını, pişmanlıkları, gafleti, İlahi hesabı hatırlatan mezarlıklar. Mezarlıklara gelmekteki asıl maksadım bu olsa gerek. Onları görmek, onları duymak ve onlardan ibret almak… İnsan kendisini sık sık hesaba çekmeli diye düşünüyorum. Nefisle yüzleşmek gerekli.

Gündelik hayatın koşuşturmacası içinde zaman zaman yanlışlar yapabiliyoruz.Rabbani emirleri hatırladığımızda, işte o zaman biz yanlışlarımızdan sıyrılıyor, kendimize geliyoruz.Bakışlarımı kendime, ruh dünyama yönelttim. Gözyaşları arasında tevbeler, dualarla, hamd-ü senalar ile yöneldim yüceler yücesi Rabbim’e. Allah’tan başka dost olmadığını, Allah’tan başka yardımcı olmadığını artık gayet iyi anladım. Bazıları iş işten geçti diye düşünebilir. Ama bence hiçbir şey için geç kalınmış değildir.Seni bu vesileyle bir kez daha Rahmetle Anıyor, öpmeye Koklamaya Doyamadığımız Ellerinden öpüyorum babacığım.Usul adap bilen, dürüst ve çalışkan bir evladını kaybetmişti Diyarbakır. Gerek mezarlığa gelen, gerek daha sonra taziye evine gelen, telefonlarla rahmet dileklerini ileten, taziye sonrası evimize ve iş yerimize akın eden binlerce insan da bizimle aynı düşüncedeydi.Hayatını helal yoldan kazanmak için bir ömür boyu mücadele eden, gayretli, azimli bir Diyarbakır çocuğu toprağa verilirken, bu şehrin diğer evlatlarının da bizim gibi üzgün olduklarını görüyordum.Hani derler ya, ‘nesli tükenmek üzere olan bir insan’. İşteHacı Haydar Şeran da böyle bir insandı. Hayatının son gününe kadar evinden işine giden, insanlara olanakları dahilin de yardımcı olmaya çalışan, kendisini ailesine adamış bir insandı rahmetli babam.

 

Hayat bizlere yazılmış bir tiyatro sahnesi sanki, kimimizinki eğlenceli kimimizinki hüzünlü, benimkisi ise gizemlerle dolu biraz uzun ve galiba biraz da karışık bir hikaye.Mutlu sonu olur mu bunu hiç düşünmedim ama Cenab-ı Allah, gizli olanları da, aşikar olanları da, geleceği de en iyi Bilen’dir. Şükürler olsun ki, kaderime ve yaşamıma hiç isyan etmedim, yaşadığım her anın ve başıma gelen her olayın bir hikmeti olduğunu bilerek.Annemi ve babamı çok sevdim, tıpkı kardeşlerim gibi.Hayal kurabilmek, büyük hamleler yapabilmek, hayatın zorlukları karşısında hiçbir zaman umudunu yitirmemek gibi melekeler, rahmetli babamdan miras bana.

Bu duygu ve düşüncelerle, hayatımda çok önemli bir yere sahip olan merhum babacığım. Seni unutmak mümkün mü? Hayat, zaman zaman fırtınalarla savururken beni, babam sığınacağım limanım oldu hep.Öylesine özlüyorum ki seni, bazen yalnız kaldığım zamanlar ‘babacığım sesimi duyuyor musun, seni çok özledim’ diye içimden haykırıyorum. Başkalarının duyamayacağı kadar sessiz, ama içimde fırtınalar koparcasına.Rabbim, yar ve yardımcı olsun, mekanın cennet olsun babacığım.

 

ALİ ŞERAN / 21.07.2017 İlgili Yazı Gazeteci Ali Şeran Tarafından Babası Hacı Haydar Şeran”a Hitaben Yazılmıştır .

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner79

banner144