Diyarbakır İşçisi, kadını referandumda ‘Barış’ diyor

Diyarbakır’ın Bağıvar köyündeki tuğla fabrikalarında çalışan işçiler ve Mardin Barış Anneleri Meclisi referandum hakkındaki düşüncelerini anlattı.

Diyarbakır İşçisi, kadını referandumda ‘Barış’ diyor
16 Nisan’da başkanlık için yapılacak olan referandum öncesi çeşitli kesimlerin görüşlerini, istek ve taleplerini aktarmayı sürdürüyoruz. Bu kez Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Bağıvar köyüne giderek burada sağlıksız ve iş güvenliği olmadan az ücretle çalışan Kürt işçilerle konuştuk. İş koşullarını da anlatan işçilerin ana gündemi ise barış... 

Bağıvar köyü, Diyarbakır’ın dışında yer alan kent merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan kalabalık nüfuslu bir köy. Köyün civarı tuğla fabrikaları ile çevrili. Köyün büyük bir nüfusu civardaki fabrikalarda işçi olarak çalışıyor. Geçmişte Evrensel okurlarının da aşina olduğu ilkel çalışma koşullarına, sigortasız, az ücretle çalıştırılmalara karşı güçlü grevler ortaya koymuş işçilerin köyü Bağıvar... “Diyarbakır’ın Tuzlası” olarak tanımlanan tuğla fabrikalarının bulunduğu Bağıvar köyünde işçilerin gittiği bir kahvehaneye girerek işçilerle konuştuk. 

‘ÖLÜMLERİ NORMALKARŞILAR HALE GELDİK’

İlk oturduğum masada tuğla fabrikasında 10 yıl sigortasız çalıştıktan sonra inşaat işçiliği yapan Mehmet Kaan’la konuşuyoruz. Referandumda hayır diyeceğini söylüyor. Neden hayır dediğini şu sözlerle açıklıyor Kaan: “Biz 15 Temmuz’da batıda inşaatta çalışıyorduk, Kürt olduğumuzu söyleyemiyorduk. Sanki darbeyi Kürtler yapmış gibi her yerde Kürtlere saldırıyorlardı. Bu sorun savaşla, şiddetle, öldürerek çözülmez, şu an bile biri öldüğünde normal karşılar hale geldik. Başkanlık sistemiyle daha fazla ölüm olacağını düşünüyorum. Hayır çıkarsa çözüm için mecbur adım atılmak zorunda kalınacak ve o yüzden huzur için hayır diyorum.”

Azerbaycan’da devlet başkanının eşini yardımcısı yaptığını hatırlatan Kaan, “Aynı düzeni burada kimse istemez” diyor. 

'BATI HALKI İLE BİRLİKTE BARIŞI GETİREBİLİRİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM'

İşçilerden Ferman Hafif ise yine bugünle denk olan çatışma ortamının büyüdüğü 1992 yılında köylerinin boşaltıldığını vurgulayarak başlıyor sözlerine. Köyden kent merkezine Diyarbakır’a göç ettiklerini söyleyen Hafif, geçinmek için tuğla fabrikalarında, inşaatlarda çalışmak zorunda kaldığını söylüyor. Hafif, “92’de köyümüz boşaltıldı, tarlamız vardı, çiftçilik yapardık niye bu gün gelip tuğla fabrikalarında, inşaatlarda çalışmak zorunda kalacaktım. Hem çalışma koşulları hem yaşam koşulları bizi çürüttü” diyor. Hafif, bir kaç yıl içerisinde onlarca sivil, asker, polisin öldüğünü fakat yalnızca 15 Temmuz üzerinden propaganda yapıldığını, yeni rejimin de tek bir kesimin rejimi olacağını ve buna itiraz ettiğini belirterek, “Biz hakkımızı aramak için sokağa çıktığımızda teröristsek onlar neden halkı sokağa döktü 15 Temmuz’da? Kendi ülkende kendini ifade edemiyorsan nerede edeceksin ben ölümler olmasın diye  hayır diyorum ister terörist desinler, ister demesinler, batı halkı ile birlikte barışı getirebiliriz diye düşünüyorum” diye konuştu.

‘BİZİ BİRLEŞTİRMEYEN HİÇBİR ŞEYE EVET DİYEMEYİZ’

10 yıldır tuğla fabrikasında çalışan Celal Mutlu ise kararsız vatandaşlardan. Ölüm ve şiddet üzerinden yapılan siyasetin kendisini bu duruma ittiğini söyleyen Mutlu,referandumda sonucun evet çıkmaması üzerine ülkede iç savaşın çıkacağı söylemlerinin halkı tehdit etmek olduğunu da vurguluyor. Hayır çıkmazsa da ülkedeki her şeyin bir kişinin elinde olacağını ve bunu istediği kullanacağını belirten Mutlu, “Kemal Sunal’ın filminde olduğu gibi evlensen de ölüyorsun, evlenmesen de, ne diyeceğimizi bilmiyoruz” diyor. Kahvehanede isimlerini vermek istemeyen başka işçiler de evet diyecekken kararsız kaldıklarını anlatıyor. İşçiler, “Hangi görüşten olursak olalım, bizi birleştirmeyen, ayrıştıran ve ölümleri artıran hiç bir şeye işçiler olarak evet demeyiz. Ama hepimiz için bir şeyler yapılıyorsa buna da hayır demeyiz” şeklinde görüşlerini özetliyorlar. Kendi edindiğimiz izlenimle işçiler, bugüne kadar ki yaşam koşulları, AKP’nin ayrıştırıcı, çatışma ve şiddet politikası üzerinden bugüne kadar gelinen süreci değerlendirerek oy verecekler.  

ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN DİYE BİRLİKTE ‘HAYIR’ DİYELİM 

Mardin Barış Anneleri Meclisi, 16 Nisan’da yapılacak referandumda neden “hayır” diyeceklerini açıkladı. Annelerin her gün farklı bir acıyla uyandığı bugünlerin sona ermesi için “hayır” diyeceklerini söyleyen Barış Annesi Zarife Günay, “Başka anneler çekmesin diye ‘hayır’ diyeceğiz” dedi. 



Yalnızca Kürt halkının değil, demokrasiyi, özgürlüğü isteyen bütün halkların bu sisteme “hayır” demesi gerektiğini belirten Barış Annesi Hüsnügül Bilge de, “Bu seçimde bütün halkın ‘hayır’ demesi gerekiyor. Bu savaşın, kanın, tutuklamaların bitmesi için ‘hayır’ dememiz şart. Bu hükümete gerektiği cevabı vermeliyiz ki, güzel günleri görebilelim. ‘Hayır’ çok şeyi değiştirebilir” şeklinde konuştu.

Barış Annelerinden Türkan Durç ise, bütün sesleri “hayır” demeye çağırarak, “Bu ülkede Kürt var, Alevi var, Türk var, Çerkes var. Her insanın farklı farklı dilleri var. Ne tek dil ne tek ırk ne de tek adam istemiyoruz. Tek sistem, tek adam barışı getirmez. Biz Barış Anneleri barışın gelmesi için ‘hayır’ diyeceğiz” diye belirtti. Halime Işık da, “Mardin Barış Anneleri olarak tek isteğimiz barıştır. Niye ‘hayır’ diyoruz, çünkü bu zamana kadar bu Erdoğan’dan hayır görmedik. Gözlerde yaş, cezaevlerinde suçsuz insanlar, ölümler katliamlar. ‘Hayır’ görmek için Erdoğan’a ‘hayır’ diyeceğiz” dedi.”Hayır’lı günleri biz göremedik çocuklarımız görsün” diyen Nezihe Kalkan ise, herkesi sandık başına “hayır” demeye çağırdı.

Kaynak : Evrensel / Fırat TOPAL

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner79

banner144