Öne Çıkanlar Şahinli Bir Kimlik İçin operasyonu 5 arttı

Erbey: Sürgünler genelgedeki hiçbir kritere uymuyor

Kürdistan kentlerinde süren katliam ve saldırılara paralel olarak cezaevlerinde artan baskı ve sürgünleri değerlendiren Avukat Muharrem Erbey, "Diyarbakır'da D Tipi Cezaevi 58 kişi, E Tipi Cezaevi'nde ise 19 kişinin nakli oldu.

Erbey: Sürgünler genelgedeki hiçbir kritere uymuyor
Yani mevzuata göre, nakil biz hukukçular ve tutukluların ailelerine göre de sürgün olayı yaşandı. Sürgünler 45 No'lu genelgedeki hiçbir kriteri karşılamıyor. Ne sağlık amaçlı gidiyorlar, ne eğitim amaçlı gidiyorlar ne de yargılamalar olarak. Aile burada, birçoğu hasta, tedavi gördükleri hastane burada yine birçoğunun yargılaması burada yapılıyor" dedi.

Kürdistan kentlerinde süren katliam ve saldırılara paralel olarak cezaevlerinde artan baskı ve sürgünleri değerlendiren Avukat Muharrem Erbey, Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde yaşanan firar olayından hemen sonra kentte bulunan her iki cezaevinde olağanüstü "güvenlik" koşullarının oluşturduğunu söyledi. Aileler görüşe gidip gelirken, yine tutuklu ve hükümlülerin hayati ihtiyaçları karşılanırken sıkıntılı süreçler yaşadığını söyleyen Erbey, cezaevlerindeki yaşam biçiminin yönetmelik, genelge, yasa ve mevzuatta belirlendiğine işaret etti. Ceza ve Tevkif Genel Müdürlüğü'nün nakillere ilişkin 2007 yılında genelge yayınladığını dile getiren Erbey, "45 No'lu genelgede nakil işlemlerinin nasıl yapılacağı anlatılmış. Eğitim amaçlı olabilir, sağlık amaçlı olabilir, yargılamanın yapıldığı yer amaçlı olabilir. Diyarbakır'da D Tipi Cezaevi 58 kişi, E Tipi Cezaevi'nde ise 19 kişinin nakil oldu. Yani mevzuata göre nakil biz hukukçular ve tutukluların ailelerine göre de sürgün olayı yaşandı. Sürgünler 45 No'lu genelgedeki hiçbir kriteri karşılamıyor. Ne sağlık amaçlı gidiyorlar, ne eğitim amaçlı gidiyorlar ne de yargılamalar olarak. Aile burada, birçoğu hasta, tedavi gördükleri hastane burada yine birçoğunun yargılaması burada yapılıyor" dedi.

'Sürgün edilen tutsaklar kötü muamele ile karşı karşıya'

Kürdistan'da yaşanan sürgünlerin, bölgede süren siyasi operasyon ve tutuklamaların devam edeceği anlamına geldiğine işaret eden Erbey, işkenceye dönüşen sürgünler sırasında ve sonrasında yaşananlara vurgu yaptı. Erbey, "Diyarbakır cezaevinden özellikle batıdaki cezaevlerine giden çok sayıda insan kötü muameleyle karşı karşıya bırakılmıştır. Örneğin oraya gidildiğinde iradelerini kırmak, teslim almak amacıyla çırılçıplak soymak, bağırarak hakaret etmek, farklı söylemlerle o kişiyi kışkırtmak, tartışmaya sevk etmek ve tartışma sonucunda sudan bahanelerle o cezaevine gelen tutuklu ve hükümlüyü oradaki bütün gardiyanlar ortasına almak suretiyle dövüyorlar, işkenceye maruz bırakıyorlar. Bunları ben bizatihi gördüm" diye konuştu.

'Kürtler gayri insani uygulamalara maruz kalıyor' 

Kürt halkına açılan savaşla birlikte cezaevlerinin de savaşın bir parçası yapıldığına dikkat çeken Erbey, "Yargı mekanizması, cezaevi mekanizması, yine dışarıdaki toplumsal siyasi gelişmeler üçü birbirine bağlantılı, eşdeğer bir şekilde ilerliyor. Toplumun tümü bu cendere altında, büyük bir baskı altında. Sur, Cizre, İdil de birçok yerde gayri insani uygulamalar yaşandı. Kürtler gerçekten de insani ve özgürce yaşam taleplerini dile getirdiklerinden dolayı gayri insani uygulamalara maruz kalıyorlar ve kimse bu sesi duymuyor" ifadesinde bulundu. 

'Yapılanlar uluslararası sözleşmelere aykırı' 

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nden Gebze'ye sürgün edilenlerden Türkan Uzun Avşin isimli tutsağın 1 buçuk ile 2 buçuk yaşlarında 2 çoğu olduğunu dile getiren Erbey, "Hukuk mekanizması suç olgusunu göz ardı etsin demiyoruz. Dolayısıyla burada çok ciddi bir sıkıntı var. Bebeği olan, çocukları olan annelerin cezaevi şartlarının, koşullarının gözden geçirilmesi ve cezasının ertelenebilmesi durumu söz konusu olması lazım. Adli tutuklular bir suçtan dolayı gidip faturasını, başka bir şeyini ibraz ettiğinde cezası bir yıl ertelenebiliyor. Ama politik suçlardan dolayı çok hayati örneğin, ağır hasta olan annesi, babası ve küçük yaştaki bebeği olduğu halde cezanın ertelenmediği bir durum söz konusu. Bu insan haklarına aykırıdır. Vicdana, ahlaka uluslararası sözleşmelere aykırıdır" dedi.

'Devlet çocuklarımızı bizden koparıyor' 

Sürgün edilen Avşin'in eşi Mehmet Avşin ise söz konusu durum sonucunda ailece yargılandıklarına vugu yaparak, "Binde bir tutuklama gerekçesi olabilecek bir olayı yaşıyoruz. Bir kişinin verdiği ifade sonucunda eşim tutuklandı. Şuan iki çocuğumla birlikte Gebzeye sürgün edildi. Çocuklardan biri süt emmekte çocukları annelerinin yanına vermek zorunda kaldım. En büyük sorun 2 çocuğun geleceğidir. Cezaevi koşulları içerisindeki yaşamaları geleceklerini etkileyecektir. Çocuklar şuan psikolojik travma yaşamakta ve müthiş bir korku içerisindeler. Gelecekte yaşamlarında büyük sorun olacaktır. Devlet çocuklarımızı bizden koparıp farklı yerlere itmeye çalışıyor ve bu da çocuk haklarına aykırıdır. Suç olmadığı halde şuan ailece yargılanıyoruz" diye konuştu. 

Kaynak : Diha


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner79

banner154