Öne Çıkanlar Şahinli Bir Kimlik İçin operasyonu 5 arttı

Sur’da 100 yasak gün

Diyarbakır’ın geçmişi 7 bin yıl öncesine kadar uzanan tarihi ilçesi Sur’da sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinin üzerinden tam 100 gün geçti.

Sur’da 100 yasak gün
 Yasak boyunca ilçede neredeyse insan kalmadı. Tarihi binalar, camiler, kiliseler büyük zarar gördü, evler yerle bir oldu. Sur’da yaşamını yitiren onlarca kişinin yanı sıra Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi de Sur’daki tarihi eser tahribatına dikkat çekmek için yaptığı basın açıklamasından hemen sonra, Dört Ayaklı Minare önünde katledildi. Resmi yetkililere göre Sur’da 268 PKK’li ile 49'u asker 16'sı polis 1'i korucu olmak üzere 66 da güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi. Sur’da hala sokak ortasında alınamayan cenazeler ve bitmeyen çatışmalar var. Bu arada ilçedeki operasyonların dün saat 16:00 itibarıyla sona erdiği bildirildi. Arama tarama faaliyetlerinin ise yasakla birlikte devam edeceği bildirildi.

Büyük göç

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde, 2 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı, bugün 100’üncü gününe girdi. Sur’da, devam eden yasak ve çatışmalar, çok büyük bir insani ve fiziki yıkım ve zarara neden oldu. Yaklaşık 24 bin kişinin yaşadığı Sur’un yasak süren Hasırlı, Fatihpaşa, Cevatpaşa, Savaş, Dabanoğlu ve Cemalyılmaz mahallelerinden büyük bir göç dalgası yaşandı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB), Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) ve Sur Belediyesi işbirliği ile oluşturulan Kriz Masası verilerine göre, yasağın sürdüğü 6 mahalleden aynı ilçenin yasak sürmeyen İskenderpasa, Abdaldede, Alipaşa, Lalebey, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Cami Nebi, Cami Kebir, Melik Ahmet mahallelerine 2 bin 89 aile göç etti. Diyarbakır’ın yasak uygulanmayan diğer merkez ilçelerine ise 2 bin 739 aile göç etti. Bu rakamlara göre Sur’da yasaklar nedeniyle 4 bin 828 aile zorunlu olarak kaçtı.

Tarihi binalar yerle bir

Devam eden çatışmalar Sur’da en çok da tarihi değerleri yok etti. Binlerce yıldır zamana ve insanın tahribatına direnerek gelen tarih, büyük bir sorumsuzlukla yok edilme noktasına geldi. Sur’da kentin en önemli tarihi değerlerini oluşturan Kurşunlu Camii çok büyük zarar gördü. Hacı Hamit Cami minaresi yıkıldı. Behrampaşa Cami sütunlarındaki süslemeler zarar gördü.Paşa Hamamı’nın yanı sıra özgün mimari eserleri oluşturan taş evler isabet aldı. Dünyadaki tek örnek olan Dört Ayaklı Minare’nin kaidesini oluşturan sütunlar, otomatik ağır silahlarla tarandı ve parçalar koptu. Lalebey Mahallesi'ndeki Süryani Meryem Ana Kilisesi'nin kapısı kırıldı. Çok büyük maliyetle daha birkaç yıl önce onarılan Diyarbakır’ın turist çekim merkezlerinden biri olan, bütün Ortadoğu’daki en büyük Ermeni kilisesi olma özelliğindeki Surp Giragos Ermeni Kilisesi de iddiaya göre zarar gören yerler arasında. 2007 yılında hizmete açılan Dengbej Evi'ndeki bazı heykellerin kafasının koparıldı ve Dengbej Divanı yakıldı.

Can kayıpları

Sur’da edinilen bilgiye göre sokağa çıkma yasağı boyunca onlarca kişi de yaşamını yitirdi. Bu kişilerden biri de Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi idi. Elçi, Dört Ayaklı Minare’ye yönelik saldırıyı kınamak ve tarihi değerlere dikkat çekmek için, son yasak ilan edilmeden hemen önce 28 Kasım günü düzenlediği basın açıklamasının ardından katledildi. Sur’da ayrıca bugüne kadar Ali Çekvar Çubuk, Mizgin Koçyiğit, Mehmet Demirel, Şerdil Cengiz, Şiyar Salman, Turgay Girçek, Gündüz Akmeşe, Serhat Doğan, Salih Baygın, Mesut Seviktekin, İsa Oran, Mehmet Mutlu, Sezgin Demirok, Cüneyt Yeni, Aziz İlhan, Ramazan Öğüt, Melek Alpaydın, Rozerin Çukur, Hakan Aslan, Murat Menekşe, Casim Kaya, Erhan Keskin, Fatma Ateş, Erdal Tekin, Cihat Morgül, Yunus Süslü adlı 26 kişi daha yaşamını yitirdi. Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, bir süre önce Sur’da sadece 1 sivilin yaşamını yitirmiş olduğunu, bunun da evine top mermisi değen Melek Alpaydın adlı kadın olduğunu savunmuştu. Bu durumda Vali Aksoy, ölenlerin tümünü PKK’li olarak ilan etti.

Çıkan tutuklandı

Sur’da son haftalarda içeride mahsur kaldığı belirtilen 200 kişiden söz ediliyordu. Bu kişiler için yapılan girişimler sonucunda Diyarbakır Valiliği birçok kez koridor oluşturdu. Koridorlar ilk günlerde sonuçsuz kalsa da son birkaç gün içinde Sur’dan çıkanlar da oldu. Oluşturulan koridorlardan toplamda 4 kez 21'i çocuk 64 kişi çıktı. Derlenen bilgiye göre Sur’dan bugüne kadar; 19 Şubat 2016 tarihinde: 6 şahıs (4 erkek, 1'i ölü 2 kadın), 02 Mart 2016 tarihinde: 11 şahıs (7 erkek, 13 kadın ve 1 çocuk), 03 Mart 2016 tarihinde: 33 şahıs (1'i ölü 18 erkek, 5 kadın ve 10 çocuk) 07 Mart 2016 tarihinde: 14 şahıs (11 erkek, 2 kadın ve 1 çocuk) olmak üzere toplam 64 kişi çıktı. Bu kişilerden 20’si tutuklandı. Çıkanların yanında olan 7 çocuk ise Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü bünyesindeki Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarına teslim edildi. Bu çocuklardan 3’ü, annelerinin daha sonra tahliye edilmesi ile annelerine geri verildi.

Operasyonlar bitti aramalar sürecek

Bu arada dün saat 16:00 itibarıyla Sur ilçesindeki Bayrak-12 Sur Müşterek Özel Birlik Operasyonu adı verilen operasyonların bittiği bildirildi. Ancak ilçedeki arama tarama faaliyetlerinin süreceği belirtildi. Resmi kaynaklara göre Sur’da 2 Aralık tarihinden bu yana 49'u asker 16'sı polis 1'i korucu olmak üzere 66 güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi.

Yiğitlap “Hamile var dedik dinlemediler”

Sur’da mahsur kalanların tahliyesi için sürekli olarak Diyarbakır Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü ile temas halinde olan Hakların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp “Bize içeriden bir erkek eşinin hamile olduğunu mesajla bildirdi, biz de bu kişinin eşinin çıkarılması için ilgililere söyledik ama dinleyen olmadı. Üstüne üstlük bölgeye yeniden atışlar başladı. Orada sivillerin bulunduğu evlere yönelik tank atışları yapılıyor. Evlerde göçükler olduğu ve yaralılar olduğu yolunda bilgiler var. Çağrılarımız yetkililer tarafından hep sonuçsuz bırakılıyor” diye konuştu.

Rozerin’in babası “Ölüm orucuna başlayabiliriz”

Sur’da hala da cenazesi alınamayan 11 işinin olduğu belirtiliyor. Bunlardan biri de henüz 16 yaşında iken 8 Ocak öldürülen Rozerin Çukur. Babası Mustafa Çukur, cenazesi alınmadığı için nöbet eylemi başlatan ailelerin psikolojilerinin bozulmaya başladığını söyledi, kendi eşinin de üzüntüden kalp krizi geçirdiğini ve halen de tedavisinin sürdüğünü dile getiren baba Çukur, şöyle konuştu:

“Yarın yasağın yüzüncü günü olacak. Aileler ise 88 gündür cenazelerini almak için nöbet eylemindeler. Yetkililere, ilgili makamlara yaptığımız başvuruların tümü sonuçsuz kaldı. Cenazelerimiz için halk sokaklara çıktı yine de onları bize vermediler. Son günlerde Sur’dan molozlar çıkarılıyor. Bu molozlar Dicle Nehri’ne dökülüyor. Cizre’de yapıldığı gibi delillerin karartılmasından ya da o binaların yıkıntıları arasında bulunan cenazelerimizin iş makineleri ile zarar görmesinden endişe ediyoruz. Suç duyurusunda bulunduk. Değişen bir şey yok. Hala da molozları dökmeye devam ediyorlar. Biz aileler olarak bu duruma daha fazla sessiz kalamayız. Böyle giderse daha önce de deklare ettiğimiz gibi başlattığımız eylemi süresiz ölüm orucuna dönüştürüp, bulunduğumuz yerlerde kapıları üzerimize kilitleyebiliriz” diye konuştu.

Ergin Ayık “Kilise turist çekiyordu”

Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Ayık, yasak nedeniyle Sur’a giremedikleri için kilisenin akıbeti hakkında kisin bir bilgiye sahip olmadıklarını söyledi. Ancak içeriden aldıkları haberlere ve bazı sosyal medya hesaplarına yansıyan bilgilere göre çatışmalar nedeniyle kilisenin zarar gördüğünü düşündüklerini dile getiren Ayık “Camlarının kırıldığını söylüyorlar. Bu kilise Ermeni toplumu için oldukça önemli. Kent için de büyük önemi var. Zire sadece kiliseyi görmek için normal zamanlarda Diyarbakır’a günde 300 kadar kişi geliyor ve bunlar konaklıyorlardı. Kilisemiz için de bu ziyaretçiler bir gelir kaynağı idi ama şimdi bu durumda kimse gelmiyor” dedi.

 Kaynak : Özgür Haber Gazetesi / Mahmut ORAL
Anahtar Kelimeler:
SUR100YasakGün
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner79

banner154