Sınavlarda stres ve kaygı ölçülü olmalı

Sınavlarda stres ve kaygının az olmasının veya hiç olmamasının sınavı olumsuz etkiyebileceğine dikkat çeken uzmanlar YGS'ye girecekler için önemli tavsiyelerde bulundu.

- Bu haber 643 kez okundu.

Sınavlarda stres ve kaygı ölçülü olmalı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından pazar günü saat 10.00'dayapılacak Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile ilgili,  adaylara önemli tavsiyelerde bulunan Rehberlik Öğretmeni Avni Altı, sınavda stres ve kaygının hiç olmaması ya da çok olmasının anormal olduğunu ve sınavı olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekti.

Öğrencinin sınav öncesi öğretmen ve veli tarafından destek görmesi gerektiğine vurgu yapan Altı, öğrencilerin sınavda başarılı olduğu dersten başlamaları tavsiyesinde bulundu.

Öğrencilerin sınav öncesi kavgı ve motivasyon bozukluğu yaşayabileceğini dile getiren Altı, "Öğrenci arkadaşlar, bilgi birikimi sağlamışlar. ÖSYM, sınavda sadece öğrencinin bilgisini ölçmekle yetmiyor, aynı zamanda sınav esnasında öğrencinin psikolojik yapısını da ölçüyor. Birçok arkadaşımız sınavdan sonra 'Biliyordum fakat o an aklıma gelmedi, unuttum yada yanlış kodladım' gibi ifadeleri kullanıyor. Bu tür şeyler sık sık karşılaştığımız şeylerdir. Bunun çözümü öğretmenler ve veliler olarak öğrenciye destek vermemizden geçer." dedi.

"Öğrenciler rutin güzel bir kahvaltı yapsınlar"

Adayların deneme sınavlarında uyguladığı metodu, YGS'de de uygulaması gerektiğini söyleyen Altı, sınavda en iyi bilinen dersten başlanılması tavsiyesinde bulundu.

Altı, şöyle konuştu: "Sınavda, öğrenciler uyku problemi yaşayabilir. Öğrencinin sınava bir-iki gün kala veya akşamı stresin vermiş olduğu etkiyle beraber uykuda bir dengesizlik yaşayabilir. Öğrenci mümkün oldukça yorucu işlerden sınav öncesinde uzaklaşıp hangi saatte rutin olarak yatıyorsa ve kalkıyorsa o saati sınav gününde de aynı şekilde uygulaması lazım. Sınav öncesinde sabah kahvaltısına dikkat etmemiz lazım. Kahvaltıda özellikle arkadaşlarımızın stresten kaynaklanan bedensel, fiziksel olumsuz şeyler meydana gelebilir ve bu sınava olumsuz olarak yansıyabilir."

"Sınavda kodlamaya dikkat edilmesi gerekiyor"

ÖSYM'nin, sınava gireceklere en geç saat 09.45'te sınav binasında olmaları gerektiği noktasında uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Altı, "Sınav esnasında tüm öğrencilerde görülen ilk 5 dakika stres ve kaygı dediğimiz olay ön plana çıkıyor. Stres ve kaygının hiç olmaması anormal, çok aşırı olması da olumsuz olarak bize geri dönük olabilir. Bunun yolu ilk 5 dakikada dikkatli olsunlar, sonraki süreçte de yavaş yavaş o stres ve sıkıntıyı üzerlerinden atsınlar. Öğrenci başarılı olduğu dersten başlarsa ondan sonraki süreç de o stres ve kaygıyı üzerinden atabiliyor. Ayrıca sınavda kodlamaya da dikkat edilmesi gerekiyor. Grupsal olarak kodlamak daha sağlıklıdır.  Örneğin matematik testini bitirdiniz, ondan sonra kodlama yapın. Öğrenci 40 soru bittikten sonra kodlama yaparsa bu, 3 dakika gibi bir dinlenme molası sayılır ve kaydırma riskini de ortadan kaldırır." diye belirtti.

"Çocuğumuzu değerlendirirken bakış açımız sınava ve notlara yönelik olmamalıdır"

Velilere, çocuklarını sınav sonucuna göre değerlendirmemeleri gerektiğini söyleyen Altı, "Bir veli, belki 10-15 sene boyunca hiç çocuğunu sormamış, ders durumu ile ilgilenmemiş, sevgisini sadece ders notunun başarısına endeksli olarak göstermiş. Bu ister istemez çocuk da bir stres ya da kaygı uyandıracaktır. Biz çocuğumuzu değerlendirirken aslında bakış açımız sınava ve notlara yönelik olmamalıdır. Çünkü bizim sevgimiz karşılıksız olmalıdır. Veliler, 'Acaba çocuğun göstermiş olduğu başarıyı biz ebeveynler gençliğimizde yapmış mıyız?' diye sormalıyız. 'İşte ben bunu yaptım, çocuğum yapmadı' diyebilirsiniz ama sizin düştüğünüz aynı hataya çocuk da düşebilir. Toplum olarak ebeveynler çocuk üzerinde baskı yapıyor, bunu ortadan kaldırmak lazım. Ayrıca çocuklarımızı başkaları ile kıyaslamamamız gerekir. Bu, çocukta ciddi psikolojik problem olarak ortaya çıkıyor. Hatta sosyal medyadan da takip ediyoruz. Sınavdan sonraki süreçte birçok intihar vakaları, kendine zarar verme,  ailede dramatik olayların ortaya çıkması gibi olaylarla karşı karşıya kalabiliriz. Çocukta oluşabilecek depresif bir davranış onun hayatını olumsuz yönde etkilediği için daha sonraki süreçte belki bir telafisi olmayan bir hata ile karşı karşıya kalındığı zaman anne-baba 'keşke yapmasaydım' diyor. Keşkesiz bir yaşam için şimdiden bir tedbir almamız lazım." açıklamalarında bulundu. (M. Hüseyin Temel, M. Sıddık Bilge- İLKHA)
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner79

banner84