Hacamat'a Yanlış Uygulama Öldürür.

Birçok alanda kendini uzman olarak geliştiren Mustafa Kemal Akıncı, son dönemlerde kontrolsüz bir şekilde artan Hacamat, sülük tedavilerinden tutun üfürükçü ve muskacılara kadar birçok konuda uyarılarda bulundu.

- Bu haber 763 kez okundu.

Hacamat'a Yanlış Uygulama Öldürür.
Özellikle hacamat yaptıranların doğru ve sağlıklı bilgilenmedikleri taktirde geri dönülemez zararlar görebileceklerine dikkat çekti.

Alternatif tıp, Biyoenerji, gizli ilimler ve daha birçok konudan oluşan yelpaze noktasında kendini geliştiren ve bu konularda eğitimler alan Mustafa Kemal Akıncı, birçok konuda vatandaşın yanlış bilgilendirilmesi sonucu çok ciddi sıkıntılar yaşadığını ifade etti.
 
Özellikle gizli ilimler noktasında çok fazla hurafe inanışın olduğun altını çizen Akıncı şunları söyledi: “Bizim toplumumuzda gizli ilimler, ledoni, havas, kabala ilimi denilen ya da bunun bedene dönüşüp alternatif tıp denilen meselelerde uzmanım. Uzmanlığım ise aldığım gerek mektepli, gerekse medrese hocalarımızdan eğitimden geliyor. Rusya’da da Biyoenerji eğitim de aldım. Toplumumuzda şu anda yaygın olan yöntemlerden biri olan hacamat ile tedavi konusu var, öncelikle bundan söz etmek istiyorum.

Hacamat hacam kelimesinden gelir ve manası da kanlı demektir, Mısır uygarlığı döneminde firavunların kendilerine uyguladığı bir tedavi yöntemidir. Hacamat, vücudumuzda birikmiş toksinleri atmamızda yardımcı olacak etkili bir yöntemdir. Bu yöntem hastanelerimizde uygulanmadığı için ne yazık ki merdiven altıcıların eline düşmüştür. Şahsım bu konuda uzman olmama rağmen, devletin bunu kontrol edememesinden, sağlıklı bir şekilde sertifikalandırmamasından dolayı bu işi yapmıyorum.

Bu meslek, işi, gücü olmayan adamlar yüzünden tedavi yerine insanları hasta ediyor, özellikle de kan hastalıkları olan insanlarda çok riskli bir durumda ki bu merdiven altı hacamat yapanlar sağlıksız ortamlarda, hijyenik olmayan koşullarda ölçüm, inceleme yapmadan gerçekleştirince ölüm vakaları ile de sonuçlanabiliyor. Peygamber (SAV) efendimizin de uyguladığı bir yöntem aslında hacamat, uzmanlarının elinde ve gerekli sağlıklı ortamlarda 6 ayda bir yapılmalıdır ki pis kan dışarı atılabilsin. Zaten yılda bir kez de olsa kan bağışında bulunuyoruz ancak derinin altında pıhtılaşmış olan kanı almak için tek yöntem hacamattır.” Dedi.

Sağlıksız ortamlarda gerçekleştirilen hacamatın şifa yerine ağır bulaşıcı kan hastalıklarına yol açabileceği noktasında da uyarılarda bulunan Akıncı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sağlıksız koşullarda ve malzemeler ile yapılan hacamat AİDS dahil bir çok bulaşıcı hastalığa da maruz kalınmasına sebebiyet verir. Öte yandan sağlık koşulları iyi olan ve işinin ehli olan birinde 6 ayda bir yaptırılmasının yararı olur.” Dedi.

Birçok ülkede Hacamat işleminin hastanelerde yapıldığına da dikkat çeken Mustafa Kemal Akıncı: “Şahsım ve bu konuyu önemseyen başka kişiler de dilekçeler vasıtası ile sağlık bakanlığından bu konuda taleplerde bulunduk. Hacamat Suudi Arabistan  devlet hastanelerinde ve Avrupa’da birçok ülkede bu çalışma hastanelerde resmi olarak yapılırken Çin’de, Hindistan’da bu çalışmalar yasal olarak uygulanırken ülkemizde neden olmasın? Zira, Sağlık bakanlığı bu konuda bir çözüm getirmez ise ALLAH muhafaza merdiven altı hacamatçılık denilen olay yüzünden bir çok vatandaşımız hastalık kapacak veya kötü sonuçlarla yüzleşecektir.” Diyerek uyarıda bulundu.
 
Gizli ilimler konusunda da kendini geliştiren Akıncı, toplum tarafından çok yaygın olan üç harfliler, şeytan ve diğer varlıklar noktasında vatandaşların hurafelere inandığını da belirterek şunları kaydetti: “Ne yazık ki bizim toplumumuzda Din kavramı genellikle anlatılan hikâyelerle, masallarla sabitlenmiş. Kuran bize cinlerden bahsederken Gizemli, gizli, esrarlı varlıklar olarak söz ediliyor. Genellikle bana musallat olunmuş diyen insanlar ağır depresif hastalardır ya da ağır travmalar geçirmiş insanlardır.

İlginçtir, bazı hastalar bilimin de, bizim de anlam veremediğimiz bazı hallere bürünüyor ki bunları görmek mümkün değil tıpkı akıl gibi, hiçbir cihazda aklı veya ruhu görmek mümkün mü, tabi değil. Doğal olarak bu anlam verilemeyen gizemli olaylar bedenimize yüklenen enerjiden kaynaklanıyor. Zira insanlar toprakla bütünleşmeli ki günümüzde bir avuç toprak bulmak veya onunla bütünleşmek çok zor. İşte bu ve benzer durumlar gizemli olaylar olarak değerlendiriliyor. İşte bunun sonucu olarak insanlar bana gizemli varlıklar tutundu gibi şeyler söylüyorlar, bunun Kuran’da yeri yoktur.

Öte yandan büyü var mı diye sorarsanız elbette ki vardır derim. Buna dayanak olarak ta yine Kuran’ı – Kerimden bazı ayetleri sunabilirim. Kuran’da ki büyü ise Bakara suresi 102. ayette sözü edilen Harut ile Marut adında iki meleğin ki buda Süleyman peygamber ile ilgilidir. Yani Süleyman peygamber ile ilgili bir olaydır, bakın onun kitabında bu ilim vardı yani Süleyman peygamberin kudretini büyü olarak gören insanlara hitaben ALLAH diyor ki hayır, Harut ile Marut adındaki iki tane melek size bu ilmi öğretti, bu ilmi siz gidip eşler arasını ayırmak için kullandınız, büyü varsa da sadece evli çiftleri ayırmak için yapılan ALLAH’ın lanetlediği bir şeydir.

Büyü konusu ile ilgilenenlerin yüzde 99.9’u şarlatandır, Kuran’sın adamlardır bunlar, Kuran’dan, diğer kutsal kitaplardan bihaber insanların uğraştıkları bu büyü, sihir, muska meselesi kesinlikle yüzde 100 diyorum hurafedir. Bir insan eşi ile anlamsız bir biçimde ayrılmış ise bilimsel tüm yanıtlar cevapsız kalmış, büyü yapıldığına kanaat getirmiş ise bunun tek çözüm yolu Kuran’ı Kerim okumasıdır, kendini ALLAH’a özgülemesidir. Dininizi ALLAH’a özgülerseniz sizi görünen, görünmeyen hiçbir varlık size hiçbir varlık zarar veremez.” Dedi.


Biyoenerji konusunda da bilgiler aktaran Akıncı, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı: “Aslında Biyoenerji alanında devlet iyi bir hamle yapıyor, duruşu iyi bu anlamda, çünkü bu alanda şarlatanların eline düşebilir. Belki de ilgili bakanlıklar bu yüzden destek sunmuyorlardır veya Türkiye buna hazır değildir. Mevcutta zaten yeterince hacı, hoca, üfürükçü var birde başımıza sertifikalı hacı, hoca, üfürükçü çıkarmayalım diye devlet böyle bir duruş sergiliyor olabilir.

Fakat biz biliyoruz ki vücudumuzda bir enerji var ki ruh dediğimiz olay enerjinin kendisidir, bu enerji bazı zamanlarda düşüyor ya da yükseliyor, bazı insanların ise aura enerjisi çok yüksek olabiliyor. İnsanların düşük beden enerjilerini yükseltmesinin yolu da toprakla, doğayla iç içe olmasından geçerken güler yüzlü olmak ve bol, bol Kuran okumaktan geçer. Bunlar vücut enerjisi yükseltir ancak biyoenerji konusunda sertifikası olan kişilerle de iletişimde olmanın yararı olur.” Dedi. 

Haber :  AHMET BEŞENK
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner79

banner84